2 Nisan Otizm Farkındalık Günü
“Otistik mi?”
“Otizmli mi?”
“Zihinsel bir problemi mi var?”
“Konuşamıyor mu?”
“Neyi var?”
“Çocuğuna sahip çık.”
“Neden ileri geri sallanıyor?”
“Çocuğunuz bağırıyor, susturamıyorsanız lütfen dışarı çıkar mısınız?”
“Her istediğini yapmışsınız, o yüzden böyle davranıyor.”
Bu sorular ve ithamlar…
Okulda, hastanede, aile içinde, kamusal alanlarda…
Bitmek bilmeyen meraklar, önyargılar ve açık ya da örtük dışlamalar.
Her 2 Nisan’da hep birlikte söylüyoruz:
“Otizmin farkındayız, yanınızdayız.”
Peki gerçekten nerede ve nasıl yanımızdasınız?
Samimiyet, yalnızca sloganlarla ölçülmez.
Bir çocuğun 40 dakikada öğrendiği bilgiyi evde, okulda ve farklı ortamlarda genelleyememesi hâlinde,
“öğrenmedi” denilerek kenara çekilmek midir destek olmak?
Eğitimin tüm sorumluluğunu öğretmene yükleyip ailenin geri durması mı?
Ya da tam tersine, öğretmenin tüm yükü veliye bırakması mı?
Seansların yeterli sıklıkta olamaması mı?
Sonra tekrar söylüyoruz:
“Yanınızdayız.”
Gerçekten mi?
Okul ortamında, bir çocuğun elindeki kâğıtta “otizm” yazdığı anda başlayan önyargılar…
Okula alınmaması, açıkça söylenemeyen ama ima edilen dışlamalar…
“Buraya değil, şuraya gitsin” denilerek kapıların usulca kapatılması…
Ve yine aynı cümle:
“Yanınızdayız.”
Öyle mi?
Kim bilir…
Ama birileri çok iyi biliyor.
Bolluca Ailesi biliyor.
Sorularınızı sorun.
Biz cevaplayalım.
Youtube yayınlarımız ile sizlere ışık olmaya devam ediyoruz.
Otizm Spektrum Bozukluğu: Toplumsal Tutumlar, Eğitim Süreçleri ve Ailelerin Görünmeyen Yükü
Otizm Spektrum Bozukluğu; yaygın gelişimsel bozukluk, nörogelişimsel farklılık ya da halk arasında kullanılan diğer ifadelerle anılsa da, asıl mesele kullanılan kavramlardan çok toplumun tutum ve davranışlarıdır. Ne yazık ki bu tutumlar çoğu zaman çocuklardan önce aileleri yaralamaktadır.
Otizm Spektrum Bozukluğuna sahip çocuklarımız; sokakta, parkta, okulda ya da markette sıkça şu sorularla karşılaşmaktadır:
“Otistik mi?”, “Otizmli mi?”, “Zihinsel engeli mi var?”
Bu söylemler, herhangi bir amacı ya da yapıcı yönü olmayan, yalnızca meraktan ya da önyargıdan beslenen ifadelerdir. Bu tür yaklaşımlar aileleri derinden üzmekte, değersiz ve yalnız hissetmelerine neden olmaktadır.
Okul Ortamında Dışlanma
Eğitim ortamlarına baktığımızda ise sorunlar daha da derinleşmektedir. Bir çocuğun elinde ÇÖZGER raporu bulunması, onun eğitim alamayacağı ya da okul ortamına uygun olmadığı anlamına gelmez.
Ancak uygulamada;
“Bu okul bize uygun değil”,
“Bu sınıfa uygun değil”,
“Çocuğunuzu başka bir okula alın”
gibi söylemlerle aileler dolaylı ya da doğrudan dışlanmaktadır.
Bu yaklaşımlar ne farkındalık kazandırmakta ne de çözüm üretmektedir. Aksine, aileleri sistemin dışına itmektedir.
Rehabilitasyon Merkezleri ve Eğitim Kalitesi
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde ise çoğu zaman standart, amaçsız ve bireysel ihtiyaca göre yapılandırılmamış eğitim programları uygulanmaktadır. Bu tür eğitimlerin ne çocuğa ne de aileye anlamlı bir katkı sunduğu görülmektedir.
Öte yandan, özel eğitim seans ücretleri ülke genelinde oldukça yüksektir. Bu tutar, asgari ücretle geçinen ya da ekonomik gücü sınırlı olan aileler için sürdürülebilir değildir.
Devlet tarafından sağlanan aylık 8 saat bireysel ve 4 saat grup eğitimi ise çoğu çocuk için yetersiz kalmaktadır. Rehberlik Araştırma Merkezlerinde ise eğitim raporları farklı nedenlerle veya çocuğun standart formel ve informel testlere uyum sağlayamadığından verilememektedir. Çözger'e başvuran ailelerin ise yanlış yönlendirilmesi ve ailenin çözger sürecinden vazgeçirilmesi ile sonuçlandırıldığı görülmektedir.
Öğretmen Eksikliği ve Sürekli Yargılanma
Okullarda özel eğitime uygun, alanında donanımlı öğretmenlerin yetersizliği önemli bir diğer sorundur. Ailelerin sürekli okula çağrılması, çocukların davranışlarının tek taraflı yorumlanması;
“Elini mi ısırıyor?”,
“Sürekli ileri geri mi sallanıyor?”,
“Bu davranışı hep mi yapıyor?”
gibi ifadelerle çocukların etiketlenmesi aileleri ciddi şekilde yıpratmaktadır.
Ayrıca aileler arasında yapılan karşılaştırmalar “Benim çocuğum böyle, seninki şöyle” dayanışmayı değil, tükenmişliği artırmaktadır.
Aile–Eğitim İş Birliği Olmadan İlerleme Mümkün Değil
Bir diğer önemli nokta ise eğitimin yalnızca özel eğitim kurumlarına bırakılmasıdır. Merkezlerde verilen eğitimlerin evde, okulda ve sosyal ortamlarda genellenmemesi, çocuğun gelişimini ciddi şekilde sınırlandırmaktadır. Tüm sorumluluğun özel eğitim kurumlarına yüklenmesi, ne aileye ne de çocuğa fayda sağlamaktadır.
Otizmle ilgili gerçek ilerleme; aile, öğretmen, uzman ve toplumun ortak sorumluluk almasıyla mümkündür.
Bolluca Ailesi Diyor ki
Otizm, bir etiket değil; bir farklılıktır.
Farkındalık ise yalnızca özel günlerde söylenen sloganlarla değil, günlük hayatta sergilenen tutumlarla ölçülür.
Bu yazı ile toplumsal farkındalığa küçük de olsa bir katkı sunmak amaçlanmıştır.
Yolu, deneyimi ve gerçeği öğrenmek isteyenler için cevaplar hazırdır.