Telefon
Telegram
WhatsApp
İnstagram

“Ağır” Olarak Tanımlanan Öğrenciler İçin Eğitim Hizmeti Reddedilebilir mi?

  • Anasayfa
  • Haberler
  • “Ağır” Olarak Tanımlanan Öğrenciler İçin Eğitim Hizmeti Reddedilebilir mi?
“Ağır” Olarak Tanımlanan Öğrenciler İçin Eğitim Hizmeti Reddedilebilir mi?

“Ağır” Olarak Tanımlanan Öğrenciler İçin Eğitim Hizmeti Reddedilebilir mi?

Soru

Çalıştığım kurumda dil ve konuşma terapistimiz ile bazı eğitimcilerimiz, ağır yetersizliği olan bazı öğrencileri değerlendirdikten sonra sıklıkla “davranış problemleri var”, “dikkatini toparlayamıyor”, “çalışma verimli geçmiyor” gibi gerekçelerle bu öğrencileri almak istemiyor ya da seansları sürdürmek konusunda isteksiz davranıyorlar.

Ancak ben aynı öğrencilerle çalıştığımda bu davranışların çoğunu gözlemlemiyorum. Öğrencilerin sürece katıldığını, uygun uyarlamalar yapıldığında iş birliği kurabildiğini görüyorum. Bu durumun bana alışmış olmalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlayamıyorum.

Öte yandan, öğrencinin ilgili uzmanlık alanına ilişkin raporu ve gereksinimi varsa, davranış problemleri bulunsa bile bu hizmeti alma hakkı devam etmez mi? Davranış düzenleme, dikkat becerilerini destekleme ve öğretim uyarlamaları zaten özel eğitim sürecinin ve disiplinler arası çalışmanın bir parçası değil midir? Bu konuda etik ve mesleki açıdan doğru yaklaşım nedir?

Uzman Görüşü

Davranış problemleri, dikkat süresinin kısalığı veya ağır düzeyde yetersizlik; tek başına öğrencinin gerekli eğitim ve terapi hizmetlerinden yararlanmamasının gerekçesi olarak değerlendirilmemelidir. Aksine, bu özellikler çoğu zaman öğrencinin daha fazla uyarlamaya, daha yapılandırılmış öğretime ve disiplinler arası iş birliğine ihtiyaç duyduğunu gösterir.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir: Aynı öğrenci farklı uzmanlarla farklı performanslar sergileyebilir. Bunun birçok nedeni olabilir. Öğrencinin size güven duyması, sizin iletişim tarzınız, beklentilerinizin gerçekçi olması, kullandığınız ipuçları, çevresel düzenlemeleriniz ve öğretim yöntemleriniz bu farklılığı etkileyebilir. Dolayısıyla sizinle sorun yaşanmaması, diğer uzmanların gözlemlerini tamamen geçersiz kılmaz; ancak öğrencinin “çalışılamaz” olduğu anlamına da gelmez.

Özellikle ağır ve çoklu yetersizliği olan öğrencilerde şu soruların sorulması gerekir:

  • Davranışın işlevi analiz edildi mi?
  • Ortam ve etkinlik öğrencinin gelişim düzeyine uygun şekilde uyarlandı mı?
  • Seans süresi öğrencinin kapasitesine göre planlandı mı?
  • Öğrenciye yeterli bekleme süresi tanındı mı?
  • İletişim yetersizlikleri nedeniyle ortaya çıkan davranışlar göz önünde bulunduruldu mu?
  • Özel eğitim öğretmeni ile diğer uzmanlar ortak hedef belirledi mi?

Davranış düzenleme becerileri, dikkat süresini artırma çalışmaları ve katılımı destekleme; özel eğitimin dışında düşünülecek süreçler değildir. Tam tersine, bunlar öğretim sürecinin doğal bir parçasıdır. Dil ve konuşma terapisi, duyu bütünleme, fizyoterapi veya diğer uzmanlık alanları ile özel eğitimin birbirinden bağımsız değil, birbirini destekleyen hizmetler olarak planlanması beklenir.

Bununla birlikte, bir uzman kendi uzmanlık sınırları içinde mevcut yöntemlerle ilerleme sağlayamadığını düşünebilir. Böyle durumlarda etik yaklaşım; öğrenciyi tamamen reddetmek yerine, gerekli uyarlamaları planlamak, ekip toplantısı yapmak, hedefleri yeniden düzenlemek ve gerektiğinde başka uzman görüşleri önermektir.

Bolluca ailesi olarak diyoruz ki, öğrencinin zorlayıcı davranışlar göstermesi onun eğitim hakkını ortadan kaldırmaz. Asıl soru, “Bu öğrenciyle çalışabilir miyiz?” değil; “Bu öğrenci için hangi koşulları, yöntemleri ve iş birliklerini oluşturarak etkili bir süreç yürütebiliriz?” olmalıdır. Özellikle ağır ve çoklu yetersizliği olan öğrencilerde ilerleme çoğu zaman küçük adımlarla gerçekleşir ve bu süreç, tüm uzmanların ortak sorumluluğunu gerektirir.

“Ağır öğrenci” diye bir öğrenci var mıdır?

Eğitim hizmetlerinde sıkça duyulan “ağır öğrenci” tanımı, çoğu zaman öğrenciyi değil; ortamın, yöntemin veya beklentilerin yetersizliğini anlatır.
Gerçekte ağır ya da hafif diye bir öğrenci çeşidi yoktur. Her öğrencinin öğrenme biçimi, iletişim yolu, gelişim hızı ve ihtiyaçları farklıdır. Eğitim ortamı ve etkinlikler öğrencinin düzeyine uygun şekilde uyarlanmadığında, sorun öğrencideymiş gibi algılanabilir. Bir öğrencinin eğitim hizmetinden yararlanamaması; çoğu zaman doğru değerlendirme, uygun uyarlama, yeterli destek veya doğru yaklaşım eksikliğinden kaynaklanır. Çünkü mesele öğrenciyi değiştirmek değil, öğrencinin öğrenebileceği koşulları oluşturmaktır. Konuya ilgi duyuyorsanız, özel eğitim, rehabilitasyon, dil ve konuşma terapisi, ergoterapi ve çocuk gelişimi üzerine makalelerimizi inceleyebilirsiniz.