Telefon
Telegram
WhatsApp
İnstagram

Hafif Otizm Tanılı, Sözel İletişimi Olmayan Çocukta Müdahale Süreci Nasıl Planlanmalı?

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Hafif Otizm Tanılı, Sözel İletişimi Olmayan Çocukta Müdahale Süreci Nasıl Planlanmalı?
Hafif Otizm Tanılı, Sözel İletişimi Olmayan Çocukta Müdahale Süreci Nasıl Planlanmalı?

Hafif Otizm Tanılı, Sözel İletişimi Olmayan Çocukta Müdahale Süreci Nasıl Planlanmalı?

Soru

Anaokulundan gelen geri bildirimler doğrultusunda değerlendirmeye yönlendirilmiş ve hafif otizm spektrum bozukluğu tanısı almış, sözel iletişimi yok denecek kadar sınırlı. Aile, yalnızca "baba" ve "dede" kelimelerini söylediğini ifade ediyor. Sesli harfleri çıkarabiliyor; p, h gibi bazı sessiz ses üretimleri mevcut. Aktif el ve kol hareketleri bulunuyor. Sese karşı aşırı duyarlı; yoğun seslerde kulaklarını kapatıyor. Aynı nesneleri parmağıyla göstererek eşleyebiliyor ancak en fazla iki nesneyle çalışabiliyor. Dikkat süresi oldukça kısa. Saça yönelik belirgin bir takıntısı bulunuyor. Dil ve konuşma terapisi önerilmiş ancak çocuk terapiyi kabul etmemiş. Bunun yerine ergoterapi önerilmiş. Bu çocukla müdahale sürecini nasıl planlamak uygun olur? Öncelikli hedefler ve uygulama önerileriniz neler olur?

Uzman Görüşü

Bu profil, yalnızca sözel dil eksikliği üzerinden değerlendirilmemeli; iletişim, duyusal işlemleme, dikkat, davranış örüntüleri ve adaptif becerilerin birlikte ele alındığı kapsamlı bir müdahale planı oluşturulmalıdır.

İlk aşamada çocuğun ayrıntılı gelişimsel değerlendirmesi yeniden gözden geçirilmelidir. Özellikle dil ve konuşma becerileri, bilişsel düzey, alıcı dil kapasitesi, taklit becerileri, ortak dikkat, oyun becerileri ve duyusal profilin objektif ölçümlerle değerlendirilmesi önemlidir.

Çocuğun belirgin duyusal hassasiyetleri nedeniyle ergoterapiye başlanması uygun görünmektedir. Duyusal düzenleme çalışmalarıyla çevresel uyaranlara tolerans artırılabilir ve öğrenmeye hazır oluş desteklenebilir. Ancak ergoterapi, iletişim müdahalelerinin alternatifi değil; onları destekleyen bir bileşen olarak düşünülmelidir.

Dil ve konuşma terapisini doğrudan kabul etmeyen çocuklarda, terapötik ilişkinin oyun temelli biçimde kurulması ve çocuğun ilgi alanlarından yararlanılması etkili olabilir. Sözel dil gelişene kadar alternatif ve destekleyici iletişim yöntemleri (resim değiş-tokuş sistemi, görsel kartlar, seçim panoları gibi) değerlendirilmelidir. Çocuğun parmakla gösterme davranışının bulunması, ortak dikkat ve işlevsel iletişim açısından önemli bir güçlü yön olarak değerlendirilebilir.

Dikkat süresinin kısa olması nedeniyle çalışmaların 3–5 dakikalık yapılandırılmış etkinlikler şeklinde planlanması, başarı yaşantılarının sık verilmesi ve pekiştireç kullanımının bireyselleştirilmesi önerilir. Eşleme becerilerinde iki nesne düzeyinden başlanarak kademeli ilerleme sağlanabilir.

Saça yönelik takıntının işlevsel analizi yapılmalıdır. Bu davranışın duyusal ihtiyaçtan mı, kaygıdan mı yoksa kendini düzenleme amacıyla mı ortaya çıktığı belirlenmelidir. Elde edilen bulgular doğrultusunda uygun davranışsal ve duyusal düzenleme stratejileri geliştirilmelidir.

Aile eğitimi müdahalenin temel unsurlarından biridir. Ailenin ev ortamında kullanabileceği kısa, tekrarlı ve doğal öğretim fırsatları planlanmalı; iletişim girişimlerini fark etme ve destekleme konusunda rehberlik verilmelidir.

Bolluca ailesi olarak diyoruz ki; bu çocukta öncelik, sözel çıktıdan önce işlevsel iletişim kurabilme, ortak dikkat geliştirme, duyusal regülasyonu sağlama ve öğrenmeye katılımı artırma olmalıdır. Multidisipliner iş birliği içerisinde yürütülen, çocuğun güçlü yönlerini temel alan erken ve yoğun destek programları en olumlu sonuçları sağlayacaktır. Kurumlarımızdan destek alabilirsiniz.