Telefon
Telegram
WhatsApp
İnstagram

Yoğun Ekolali ve Problem Davranışlar

Yoğun Ekolali ve Problem Davranışlar

Yoğun Ekolali ve Problem Davranışlar

Soru

Öğrencim hafif düzeyde otizm tanısı almış bir çocuk. Karşılıklı diyalog başlatma ve sürdürmede belirgin güçlük yaşıyor. İlk dönemlerde ihtiyaçlarını daha çok işaret ederek ifade ederken, son dönemde modellemelerle birlikte “Hadi su içelim”, “Hadi yemek yiyelim” gibi kısa ifadeleri kullanmaya başladı. Ancak yoğun ekolali ve gecikmiş ekolali gözlemliyorum. Gün içinde adeta sürekli açık bir televizyon kanalı varmış gibi şarkı, reklam ve film repliklerini tekrar etme ihtiyacı duyuyor. Özellikle dersten kaçınmak istediği durumlarda bu tekrarların ses düzeyi artıyor.

Bununla birlikte kişisel alanını korumaya çalışırken kendisine ve çevresindekilere zarar verici davranışlar gösterebiliyor. Okulun ilk dönemlerinde derse katılımı daha kolayken, sınıftaki diğer öğrencilerden birinin yüksek sesten korktuğunu fark ettikten sonra çığlık atarak dersten kaçınma davranışı geliştirdi. Problem davranışlar nedeniyle hem öğretim süreci verimsiz ilerliyor hem de diğer öğrenciler olumsuz etkileniyor. Bu durumda nasıl bir yol haritası izlenmesini önerirsiniz?

Uzman Görüşü

Bu tür durumlarda öncelikli olarak problem davranışların işlevinin belirlenmesi büyük önem taşır. Öğrencinin çığlık atma, ekolaliyi artırma veya zarar verici davranışlar sergileme nedenleri; dersten kaçınma, dikkat kazanma, duyusal düzenleme ihtiyacı ya da kontrol alanını koruma isteği gibi farklı işlevlere hizmet ediyor olabilir. Bu nedenle sistematik gözlem ve işlevsel davranış değerlendirmesi yapılması önerilir.

Yoğun ekolali her zaman olumsuz bir belirti olarak değerlendirilmemelidir. Ekolali, birçok otizmli çocuk için iletişim kurma, kendini düzenleme ve düşüncelerini organize etme işlevi görebilir. Bu ifadeler çocuğun niyetini anlamak için ipucu olarak ele alınmalı ve işlevsel iletişime dönüştürülmeye çalışılmalıdır.

Öğretim sürecinde;

  • Görsel destekler ve yapılandırılmış rutinler kullanılmalı,
  • Çalışma süreleri kısa tutulup kademeli olarak artırılmalı,
  • “Önce–sonra” uygulamalarıyla beklentiler netleştirilmeli,
  • Uygun iletişim girişimleri anında pekiştirilmeli,
  • Problem davranışın yerine geçebilecek işlevsel iletişim becerileri öğretilmeli,
  • Duyusal hassasiyetler açısından çevresel düzenlemeler yapılmalı,
  • Grup öğretimine tam katılım yerine bireysel destek ve kademeli grup geçişleri planlanmalıdır.

Öğrencinin diğer çocukların tepkilerini fark ederek bu davranışları sürdürmesi, davranışların sosyal sonuçlardan etkilenebildiğini düşündürmektedir. Bu nedenle sınıf içindeki yetişkin tutumlarının tutarlı olması, problem davranışların istemeden pekiştirilmemesi ve olumlu davranışların sistemli biçimde güçlendirilmesi önemlidir.

Bolluca ailesi olarak diyoruz ki, öğretmen, aile ve öğrenciyi takip eden uzmanların ortak hedefler belirleyerek aynı yaklaşımı sürdürmesi; müdahalelerin tutarlılığı açısından belirleyici olacaktır. Bu süreçte çocuğun güçlü yönlerini merkeze alan, küçük ilerlemeleri görünür kılan ve davranışın altında yatan ihtiyacı anlamaya odaklanan bütüncül bir yaklaşım en sağlıklı sonuçları destekleyecektir. Kurumlarımızdan destek alabilirsiniz.