Özel Eğitim Uygulamalarında Sıklıkla Yapılan Hatalı Davranışlar
Özel eğitim uygulamalarında sıklıkla karşılaşılan bazı temel hatalara dikkat çekmeye çalıştım. Bunlar arasında; çocuğun gelişim süreci tamamlanmadan sık sık kurum değiştirilmesi, bireysel yeterliliklerinin altında ya da üzerinde kazanım hedefleri belirlenmesi, farklı uzman görüşleri arasında süzgeç oluşturmadan her önerinin eş zamanlı uygulanması ve en temelde çocuğu olduğu haliyle kabullenmede yaşanan güçlükler yer alıyor.
Kim bilir?
Bolluca Ailesi bilir.
Youtube kanalımızda sizlerin sorularını cevaplamaya devam ediyoruz. Yayınlarımızın içeriğini sizler için paylaşıyoruz. Psikolog Eyüp Tunahan veya Arnavutköy Bolluca Özel Eğitim ve Fizik Tedavi kanallarımıza abone olabilirsiniz.
Sevgili ailelerimiz,
Bugün sizlerle özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde, özel eğitim uygulamaları sırasında sıklıkla karşılaştığımız bazı hatalı yaklaşımlar üzerine konuşmak istiyorum.
Bilindiği üzere, çocuğumuz herhangi bir özel gereksinim raporunun ardından Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) tarafından değerlendirilir ve eğitim hedefleri belirlenir. Bu hedefler, kurumlarımızda bireyselleştirilmiş eğitim planlarına (BEP) dönüştürülür; çocuğun performansı analiz edilir ve aylık olarak düzenli şekilde takip edilir.
Ancak burada sık yapılan hatalardan biri şudur:
Çocuğumuzun henüz iki ya da iki buçuk ay eğitime devam ettiği bir süreçte, aile “başka bir kuruma geçmek istiyorum” diyerek ani bir kurum değişikliği kararı alabilmektedir. Elbette her aile dilediği kurumu seçmekte özgürdür; ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır.
Çünkü bu süre zarfında çocuğun performans analizi yapılmış, bireysel eğitim süreci planlanmış, öğretmenlerimiz çocuğun derse katılımını artırmak için duygusal uyum süreçlerini başlatmış ve sürdürmüştür. Derse severek, isteyerek gelen bir çocuğun aniden başka bir kuruma alınması; uyum, bağlanma ve iletişim süreçlerinin baştan başlaması anlamına gelir. Özellikle bazı çocuklar için bu duygusal devreleri açıp kapamak oldukça zahmetli ve zaman alan bir süreçtir.
Öğretmenlerimiz; floortime, ABA, oyun terapisi ve yapılandırılmış öğretim gibi farklı yaklaşımlarla çocuğun derse yönelik tutumunu olumlu yönde değiştirmeye çalışırken, dışarıdan gelen “bizde şu var”, “orada bu yok”, “şöyle kötü, böyle eksik” gibi söylemlerle ailelerin etkilenmesi, sürecin yarıda kesilmesine neden olabilmektedir. Nitekim sıklıkla görüyoruz ki, altı ay ya da bir yıl sonra aileler tekrar RAM değerlendirmeleri sonucunda eski kurumlarına geri dönmektedir.
Burada üç temel parametre vardır ve bu üçü bir sacayağı gibidir:
Çocuğun derse katılımı, ailenin yaklaşımı ve eğitim ortamının (öğretmen ve kurumun) tutumu.
Bu üç parametreden biri eksik olduğunda sağlıklı bir eğitim sürecinden söz etmek mümkün değildir.
Bir diğer önemli konu ise ailelerin kabullenme sürecinde yaşadığı zorluklardır. “Çocuğumda otizm mi var?”, “Başka bir durum mu söz konusu?” gibi sorularla farklı uzmanlara, doktorlara başvurmak; her söyleneni aynı anda uygulamaya çalışmak, çoğu zaman ailelerin moral ve motivasyonunu düşürmekte, hatta çocuğa olan ilgiyi azaltabilmektedir. Oysa biz bu noktada şunu öneriyoruz:
Çocuğun zayıf yönlerine odaklanın ve onları geliştirin. Tanı ve yönlendirme süreci ilgili uzmanların ve hekimlerin sorumluluğundadır.
Bir başka sık yapılan hata ise çocuğun becerisinin altında ya da üstünde hedefler belirlenmesidir. Örneğin; kalem tutma becerisi gelişmemiş bir çocuğa ısrarla kalem verilmesi, yazı yazmasının beklenmesi doğru bir yaklaşım değildir. Öncelikle ince motor becerilerinin değerlendirilmesi gerekir. Boncuk dizme, kumla oynama, parmak kaslarını geliştiren aktiviteler planlanmadan kalem çalışmasına geçilmesi çocuğu zorlamakta ve eğitim hakkını olumsuz etkilemektedir.
Bu yalnızca bir örnektir. Çocuğun becerisinin çok altında ya da çok üstünde yıllarca yapılan yanlış uygulamalarla, maalesef çocuğun eğitim hakkının gasp edildiğini görmekteyiz. Bu noktada uygun eğitim ortamlarının düzenlenmesi ve eğitim personelinin niteliği büyük önem taşımaktadır.
Özel eğitimde yapılan hatalar ne yazık ki saymakla bitmez ve bu “bilinmeyenler”, bilinmeyenler olarak günümüze kadar taşınmaktadır. Bugün sizlere birkaç başlık altında bu sürece farklı bir perspektiften bakmanızı sağlamaya çalıştım.
Kim bilir?
Bolluca Ailesi bilir.